
2017 yılından bu yana kamuda makine teknisyeni olarak görev yapıyorum.
Hayatım boyunca çalışmayı, üretmeyi ve sorumluluk almayı önemsedim. Ancak bir dönem gelirimde yaklaşık %25 oranında bir azalma yaşadım.
O dönem kendime önemli bir soru sordum:
“Boş zamanlarımı ve sahip olduğum potansiyeli daha farklı nasıl değerlendirebilirim?”
Aslında yolculuğum ek gelir arayışıyla değil, sağlık arayışıyla başladı.
Spor yapmayı seviyordum ve sağlığımı korumaya önem veriyordum. Bu süreçte wellbeing alanıyla tanıştım. Zamanla yalnızca fiziksel olarak değil, düşünce yapısı olarak da değişmeye başladığımı fark ettim.
Yeni şeyler öğreniyor, farklı insanlarla tanışıyor ve hayatın bana sunduğu seçeneklerin düşündüğümden daha fazla olduğunu görüyordum.
Beni en çok etkileyen şeylerden biri ise insanlara fayda sağlayabilmek oldu.
Bir insanın sağlığına, yaşam kalitesine ya da hedeflerine ulaşmasına katkı sunabilmek benim için önemli bir motivasyon haline geldi.
Bu süreç bana yalnızca yeni bilgiler kazandırmadı.
Daha umutlu olmamı sağladı.
Kendime olan güvenimi artırdı.
Ve şartlar ne olursa olsun alternatifler oluşturabileceğimi gösterdi.
Bugün hâlâ kamudaki görevime devam ediyorum.
Ancak artık geleceğime yalnızca tek bir pencereden bakmıyorum.
Bir yandan sağlığımı korumaya ve geliştirmeye devam ederken, diğer yandan yeni beceriler öğreniyor, insanlarla güçlü bağlar kuruyor ve geleceğimi daha bilinçli şekilde planlıyorum.
Belki de bu yolculuğun bana kattığı en büyük şey şu oldu:
Eskiden geleceğimi yalnızca sahip olduğum işe bağlı görüyordum.
Bugün ise öğrenmeye devam eden, alternatifler üretebilen, insanlara fayda sunabilen ve umudunu koruyan bir insan olarak yoluma devam ediyorum.
Çünkü insan sadece geçinmek için değil; gelişmek, üretmek ve başkalarının hayatına dokunmak için de yaşamalı.





